"TÜRK OLMAK ŞEREFTİR" bağlantıları

Toplam 41 bağlantıdan 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
TÜRK OLMAK ŞEREFTİR

TÜRK OLMAK ŞEREFTİR ŞEHİT KUBİLAY'I SAYGI VE RAHMETLE ANIYORUZ !

1930 - Menemen'de, Kubilây adlı yedek subay öğretmenin, bir kısım gericiler tarafından şehit edilmes...i.

Menemen'de gericilerin ayaklanması: Menemen'de, subay Asteğmen Kubilây'ın fanatik dinciler ve gericiler tarafından öldürülmesinden sonra Askeri Mahkeme yirmi sekiz sanık için idam cezası veriyor.


İzmir'in Menemen ilçesinde Giritli Derviş Mehmedi adlı Nakşibendi tarikatına bağlı birinin önderliğinde bir kalabalık, Belediye Meydanı'nda toplanıp, zikrederek şeriatı ilan ettiklerini duyurdu. Olaya bir müfreze ile müdahale etmeye çalışan yedek subay Kubilay, boğazı kesilerek öldürüldü.

'''vatanı için canını vermeye hazır bu yüce türk askerinin başını kesenlerin içindeki en şerefsizi b. arınçın dedesidir. '''
Devamını Gör
TÜRK OLMAK ŞEREFTİR

TÜRK OLMAK ŞEREFTİR TAVIR NET DAVA NET İŞTE RADYO TURKNET http://www.hareketinsesi.com TIKLA DİNLE HAREKETİN SESİNİ SİTENE EKLE SAYFALARINDA VE PROFİLİNDE PAYLAŞ DESTEK OL... AYRICA; RADYO TURKNET FAN SAYFASINA KATILIP LİSTENİZİ DAVET EDEREK DESTEK OLABİLİRSİNİZ http://www.facebook.com/RDTURKNET

www.hareketinsesi.com
TÜRK OLMAK ŞEREFTİR

TÜRK OLMAK ŞEREFTİR HAREKET SAATİ KÜRŞAT VE SEYFULLAH TÜRKSOY CANLI YAYINDA... ! http://www.hareketinsesi.com/ RADYO TURKNET

Türksoy ile İpek Yolu Anadoludan Çine, Çinden Hindistana; Türksoyla İpek Yolu, izleyenleri, tarihsel ve kültürel bir seyahate çıkartıyor. Kanal Türk, İpek Yolunun bugününü ekrana taşıyor. Gazeteci Seyfullah Türksoyun hazırladığı haber programda, Orta Asya, Kafkaslar, H...indistan, Çin ve İpekyolu üzerindeki yerleşim yerlerinden görüntüler, son haberler, kültürel etkinlikler ekrana geliyor. Deneyimli gazeteci Seyfullah Türksoyun hazırladığı haber programda İpek Yolu üzerindeki kültürler tüm boyutlarıyla ele alınıyor. TÜRKSOYLA İPEKYOLU DERGİSİ Türksoy’la İpekyolu 200 bölüm oldu ama aslında ben 18 yıldır yollardayım.. Seyfullah Türksoy Anadolu’yu, Balkanlar’ı, Kafkaslar’ı, Orta Asya’yı ve dünyanın farklı coğrafyalarını yıllardır dolaşıyorum.. Gittiğimiz yerlerde sevinçler de gördük hüzünler de.. Vefalı dostlar da tanıdık kibir abidesi vefasız “dostları” da… Bu 18 yıllık “gezgin” hayatımızda 50’den fazla ülke, 25 civarında devlet başkanı, yüzlerce devlet adamı, işadamı, sanatçı, yönetici tanıma imkanı bulduk.. 1991 yılında Sovyetler Birliği’nin dağılma sürecinde başlayan Türk Dünyası serüvenimiz, her yıl artan bir heyecanla devam etti… Koskoca Demirperde’nin yıkılışına, yeni cumhuriyetlerin kuruluşuna tanıklık ettik.. Azerbaycan’da, Özbekistan’da, Kazakistan’da, Kırgızistan’da, Türkmenistan’da bağımsızlık sürecinin ilk yıllarında biz vardık. Yoklukları, sıkıntıları, sevinçleri ve hüzünleri birlikte paylaşmıştık... 1991’de Kırım Tatarları’nın vatana dönüş yıllarında, 1992’de Bakü’deki mafya ve kaos ortamında; Türkmenistan’da susuzluğun, Kazakistan’da yoksulluğun, Kafkasya’da savaşın devam ettiği yıllarda biz hep oralardaydık… Türkmen köylerinde çocuklara hediyeler dağıtırken , Tanrı Dağları’nda halay çekerken, Semerkant’ta Timur’un huzurunda dua ederken, Bakü’de Karabağ Şehitlerine gözyaşı dökerken, düşüncelerimiz hedeflerimiz hep aynıydı.. Biz Türkiye’yle Türk Dünyası arasında hep gönül köprüleri kurmaya çalıştık.. 1993 yılında, Özbekistan Devlet Başkanı İslam Kerimov’la İstanbul’da uzun bir röportaj yaptığımızda da; Bağımsız Türkmenistan Devleti’nin kurucusu ve ilk Devlet Başkanı Saparmurat Türkmenbaşı, 1995 yılında bir açılış sırasında kolumuza girip, “Gardaşlarım burası Atavatan Türkmenistan. Buraya hizmet etmek ibadettir. Sizler yayınlarınızla Atavatan’a hizmet ediyorsunuz” dediğinde de; 1997 yılında Azerbaycan’ın Umum Milli Lideri Haydar Aliyev, aynı şekilde koluma girip, “Türk gardaşlarımıza selam söyleyin. Biz bir millet iki devletiz. Buraya gelmek için acele etsinler” şeklinde konuştuğunda da; Kazakistan’ın, Kırgızistan’ın, Çeçenistan’ın, Gagauzya’nın saygıdeğer devlet başkanlarının takdir ve övgü dolu ifadelerini duyduğumuzda da şımarmadık, gurura, kibire kapılmadık; misyonumuzun gereğini yapmaya çalıştık.. Her zaman ve her yerde dostluk ve kardeşlik münasebetlerine katkı sağlamayı hedefledik.. Bunu yaparken de kimseden bir beklenti içinde olmadık.. Tanıtma Fonu, Kültür Bakanlığı, TİKA, TRT gibi kuruluşlar “tanıtım” ve “hizmet” adı altında yüzmilyonlarca dolarlık bütçeleri belirli yerlere “tahsis” ederken; Biz hiçbir kurumdan bir beklenti içinde olmadan kendi gayretlerimizle, dostluk ilişkilerimizle iyi şeyler yapmaya çalıştık.. Bugün gelinen noktada, devletin zirvesindeki yöneticiler, Türksoy’la İpekyolu’nun gündeme getirdiği konuları konuşup takdirlerini ifade ediyorlarsa bu bizim için en büyük kazançtır.. Çünkü en büyük sermayenin dürüstlük ve itibar olduğuna inanıyoruz… Nitekim pek çok saygıdeğer ismin hakkımızdaki ifadeleri, bu konudaki hassasiyetimizin bir göstergesidir.. Mesela, uluslar arası piyasalarda büyük saygınlığı olan Azersun Holding’in Başkanı Sayın Abdulbari Güzel, merhum Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev’e bizden bahsederken, “En güvendiğimiz gazeteci kardeşimiz” dediğini çok iyi hatırlıyorum.. Sayın Güzel’le güvene dayalı dostluğumuz ve hukukumuz yıllardır aynı düzeyde devam ediyor.. Keza iş dünyasının yanı sıra bugün medya dünyasının da devleri arasına giren Sayın Ahmet Çalık, uzun yıllar süren dostluğumuz sırasında, bendeniz için, “ Yüzde 100 güvendiğim tek gazeteci” ifadesini sık sık kullandığını pek çok dostumuz iyi bilir. Nitekim bu güvenin bir yansıması olarak Sayın Çalık, Türkmenistan’daki açılışlara ve diğer etkinliklere bizim dışımızda pek gazeteci davet etmemeye özen göstermiştir… Elbette kimi insanlar unutsa da, zor zamanlarda yapılan işlerin ayrı bir yeri ve önemi vardır… Hakkımızdaki benzer takdir dolu sözleri Sayın Rifat Hisarcıklıoğlu, Sayın Hasan Arat, Sayın Muhammet Çap gibi pek çok saygın işadamından duymak da bizim için ayrı bir iftihar kaynağıdır.. Meslek hayatımız boyunca hep ilklere imza atmaya çalıştık.. Bardağın dolu tarafını görmeye gayret ettik.. Orta Asya’da Sürgün Karadenizlileri Türkiye bizim programlarımızla öğrendi.. Bakü’de Son Osmanlı Nevruz Dede’yi, Kafkas Kartalı Nuri Paşa’yı, Göktürklerin Torunları Türkatalar’ı, Hazar Denizi’ndeki Nargin Adası’nı, Tuna Nehrinin ortasındaki Yasak Ada’da Büyük Hun İmparatoru Attila’nın Gizemli Mezarını ve Hazinesi’ni, Atatürk’ün Ata Ocağı Kocacık Köyü’nü, Kıbrıs’taki Çanakkale Şehitleri’ni, Güney Afrika’daki Ebubekir Efendi’nin Torunları’nı, Uzak Asya’daki Osmanlı İzleri’ni; Ahıska, Karapapak, Nogay,Kumuk, Kırım, Karaçay, Altay, Hakas, Tuva, Gagauz Türkleri’nin feryadını; Moğolistan’da Cengiz Han’ın torunlarını, Makedonya’da Bektaşi Tekkesi’ni, Romanya’da Sarı Saltuk Türbesi’ni, Köstence’de Tatarlar’ı, Priştina’da Murad Hüdevendigar’ın kabrini, Prizren’de, Bosna’da, Ohri’de, Üsküb’de, Mamuşa’da Osmanlı eserlerini’ni ve daha yüzlerce konuyu ekrana getirdik. Biz çalışmalarımızı her türlü siyasetin üzerinde tutmaya özen gösterdik.. Çünkü biliyoruz ki, Türk Dünyası meselelerine siyasi mülahazalarla yaklaşmak beraberinde pekçok olumsuz sonuç doğurabiliyor.. Gün oldu türlü sıkıntılar yaşadık.. Gün oldu ölümlerden döndük.. Gün oldu aracımız Tanrı Dağları’nda kaza yaptı, eksi 35 derecede donma tehlikesi yaşadık.. Gün oldu Korkut Ata’nın mezarını ziyarete giderken, aracımız üç takla attık ama içinden yine de sağ kurtulmayı başardık.. Yüzlerce TV programımızın ardından şimdi yeni bir dergiyle karşınızdayız.. Geçtiğimiz yıl düzenlediğimiz FirstBusiness Ödül Töreni'nde, Sayın Bülent Arınç, Sayın Hilmi Güler, Sayın Mehmet Ali Şahin, Sayın Rifat Hisarcıklıoğlu gibi pekçok saygıdeğer ismin huzurunda verdiğimiz sözü yerine getirdik ve dolu bir içerikle kaliteli bir dergi hazırladık. Türksoy’la İpekyolu Dergisi’ni yayına hazırlarken; televizyon ekranlarında gündeme getirdiğimiz konuları şimdi kalıcı bir esere dönüştürmeyi amaçlıyoruz.. İlk sayımızda Çeçenistan’dan Bangladeş’e, Balkanlar’dan Orta Asya’ya kadar geniş bir yelpazeden renkler ve ilginç öyküler sunuyoruz… Önümüzdeki sayılarda, geçmiş yıllara ait çok ilginç hatıralar, çok önemli bilgiler eşliğinde, dünya atlasından rengarenk kareler sunucağız.. Türksoy’la İpekyolu’nu iyi takip edin!..
Diğer Tanınmış Kişi:1.611 hayran
Devamını Gör
TÜRK OLMAK ŞEREFTİR

TÜRK OLMAK ŞEREFTİR HAREKET SAATİ KÜRŞAT HER AKŞAM 21:00 - 23:00 ARASI RADYO TURKNET'TE CANLI YAYINDA SİZLERLE...RADYO TURKNET http://www.hareketinsesi.com ADRESINDEN DINLEYEBILIRSINIZ

Müzisyen:2.401 hayran
TÜRK OLMAK ŞEREFTİR

TÜRK OLMAK ŞEREFTİR 23 KASIM PAZARTESİ AKŞAMI SAAT 21'DE


RADYO TURKNET'TE


ŞEHİT DURSUN ÖNKUZU'YU ANIYORUZ


http://www.hareketinsesi.com ADRESINDEN DINLEYEBILIRSINIZ...


ETKİNLİK RESİM LİNKLERİ :


1) http://linkufalt.com/58jfs


2) http://linkufalt.com/bNLUL


Sizde bu etkinlik duyurusunu Profil, Grup ve sayfalarınızdan yayınlayarak destek olabilirsiniz....


http://www.facebook.com/dursunonkuzu


HAREKET MERKEZİ


http://www.facebook.com/group.php?gid=45134870918

Devamını Gör
www.hareketinsesi.com
RADYO TURKNET - TAVIR NET DAVA NET - ÜLKÜCÜ HAREKETİN NET ADRESİ - BOZKURTMHP
TÜRK OLMAK ŞEREFTİR
TÜRK OLMAK ŞEREFTİR

TÜRK OLMAK ŞEREFTİR HABER KAYNAĞI
www.akpliler.com
İçkili cümbüşlü AKP yemeği
EDİRNE - AKP

Edirne Merkez İlçe Teşkilatı’nın düzenlediği dayanışma yemeğinde Romanlar sazlı sözlü gösteri yaparken kadehler tokuşturuldu.AKP Edirne Belediye Başkan aday adayları Mustafa Hatipler, Müjdat Kahve, Ayhan Demir, Hüseyin Asker ve yaklaşık 850 partilinin k...atıldığı yemekte Edirne Romanlar Derneği üyeleri gösteri sundu.Bazı davetliler ise yemekteki mönüde alkollü içki olmadığı için kendi paralarıyla restorana rakı ve bira siparişi verip içti. Yemekte partililer yaklaşık 30 şişe rakı ile 100 şişe bira tüketti.

Devamını Gör
TÜRK OLMAK ŞEREFTİR
TÜRK OLMAK ŞEREFTİR

TÜRK OLMAK ŞEREFTİR .
█████████████████████████████
.......SOYUMUZU KURUTMAK İSTİYORLAR.......
█████████████████████████████

http://www.facebook.com/gdoistemiyoruz

27 Ekim 2009 Cartegena Biyogüvenlik Protokolü’ne taraf olan ve Meclisinde kabul eden Türkiye, son derece yaşamsal öneme sahip bir konuda gerekli yasal düzenlemeyi yaparak Ulusal Biyogüvenlik Yasası’nı çıkarmak yerine bir yönetmelikle GDO’ların ve ürünlerinin ülkemize... girmesini meşru kılmıştır. 26 Ekim 2009 tarih, 27388 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Gıda ve Yem Amaçlı Genetik Yapısı Değiştirilmiş Organizmalar ve Ürünlerinin İthalatı, İşlenmesi, İhracatı, Kontrol ve Denetimine Dair Yönetmeliğin insan yaşamı ve sağlığı, hayvan sağlığı ve refahı, tüketici çıkarları ve çevrenin en üst düzeyde korunması amacıyla hazırlandığı belirtilmesine karşın, getirilen düzenleme bunları sağlamaktan çok uzaktır. GDO’ların insan sağlığı üzerine etkileri konusunda bugüne kadar yeterli araştırmalar yapılmamışken, hayvanlar üzerindeki olumsuz etkileri üniversite raporları ile ortaya konurken, biyoçeşitliliği yok edici etkileri pek çok araştırma ile ispatlanmışken yasa yerine bir yönetmelik çıkarılarak bu olumsuzlukları n giderilebilmesinin sağlanması mümkün değildir! Bu bağlamda tüketici sağlığını ve çevreyi korumak amacıyla gerekli tedbirleri almak görevi ve söz konusu gıda ve yemi piyasadan geri çekme zorunluluğunun “işletmeciye” bırakılması bu endişemizi haklı çıkarmaktadır! GDO’lu ürünlerin bebekler için yasak, ancak anne ve babalar için serbest bırakılması toplum sağlığını ciddi tehlikeye atmaktadır. GDO’lar zararlı ve bu nedenle bebeklere yedirilmeyecek ise onu emziren ya da hamileliği esnasında karnında taşıyan annesine neden yedirilmektedir? Şayet GDO’ların hiçbir sağlık riski yok ise bebekler için neden yasaklanmıştır? GDO’ların hayvan denekler üzerinde yapılan denemelerde kan yapısını bozduğu, bağışıklık sistemini çökerttiği, sinir sistemini tahrip ettiği, organlarda küçülme meydana getirdiği ve sonraki nesillerde üreme yeteneğini bitirdiği bilimsel raporlarla kanıtlanmış durumdadır. GDO’lu ürünlerde antibiyotik direnç geni kullanıldığı ve bunun da insan ve hayvan sağlığı açısından son derece zararlı olduğunu ülkemizde GDO’ya Hayır Platformu olarak yıllardır ifade ederken, biyoteknoloji lobileri ve onların temsilcileri bu ürünlerin hiçbir riski olmadığını söylemektedirler. Söz konusu yönetmelikte bu tür genleri içeren GDO ve ürünlerinin ülkemize sokulması ve piyasaya sunulmasının yasaklanmış olması platformumuzun bir başarısıdır, bu sonuç konuyla ilgili iddialarımızın ne denli doğru olduğunu göstermektedir. Getirilen düzenlemeyle “GDO’suz ürünlerin etiketinde ürünün GDO’suz olduğuna dair ifadelerin bulunmayacağının” belirtilmesi, düzenlemenin son derece taraflı ve yönetmeliğin kapsamı dışında olan bir uygulamadır. Hatırlanacağı gibi, Amerika’da bir biyoteknoloji şirketi, ürünlerine “GDO bulunmamaktadır” yazan bir firmayı dava ederek kendi satışlarını düşürmekle suçlamış, bu uygulamanın yaygınlaşması için lobi faaliyetleri başlatılmıştır. Bu açıdan çıkarılan yönetmelik, ülkemizde bu uygulamanın doğrudan kabul edilmesi insan, hayvan ve çevre sağlığından çok biyoteknoloji şirketlerinin çıkarlarının kolladığını göstermektedir. GDO’lu yemlerle beslenen hayvanların ve ürünlerinin de GDO’lu sayılması ve dolayısıyla etiketlenmesine ilişkin hiçbir maddenin yönetmelikte yer almaması da insan sağlığının hiçe sayıldığının en büyük göstergelerinden biridir! Türkiye’nin hiçbir GDO’ya ve ürününe gereksinimi yoktur! GDO’lar açlığa çare değildir! Biyolojik çeşitlilik üzerine büyük bir tehdittir! GDO’lar tarım ilacı kullanımını artırarak hem toprağı hem de içme sularımızı zehirlemektedir! Ayrıca daha fazla kullanılan bu tarım ilaçlarını insan ve hayvan organizmaları na girmektedir! Çiftçileri dev biyoteknoloji şirketlerine bağımlı kılmaktadır! GDO’ya Hayır Platformu insan, hayvan ve çevre sağlığını tehdit eden, kapitalist sömürü düzeninin gıda egemenliği üzerine kurgulanmış biçimi olan, sadece birkaç şirketin para kazanması için tüm bir insanlığın ve doğanın gözden çıkarıldığı GDO’lara karşı vereceği mücadelesini bundan sonra sokaklara, evlere, okullara, işyerlerine taşıyarak devam ettirecektir! Mücadelemiz başarıya ulaşıncaya, GDO’ları coğrafyamızdan atıncaya kadar devam edecektir!
Kar Amacı Gütmeyen Kurum:980 hayran
Devamını Gör
Hüsniye
Hüsniye
ya ben organik tarım diyorum,doğal yaşam diyorum,..bırakın genetiğiyele uğraşmayın ya.herşeyin doğalı güzel..
05 Kasım, 13:30
Hüsniye
Hüsniye
türk olmak şereftir.arı insan olmak ve "insan" gibi yaşamak da şereftir.
05 Kasım, 13:31
Hüsniye
Hüsniye
türk olmak şereftir.artı insan olmak ve "insan" gibi yaşamak da şereftir.
05 Kasım, 13:32
TÜRK OLMAK ŞEREFTİR

TÜRK OLMAK ŞEREFTİR ATATÜRK'ÜN TURAN HAZIRLIKLARI !

haber.mynet.com
Yılmaz Koç'un kitabında Atatürk'ün, 1920 yılı başlarında Büyük Millet Meclisinin açılması için çalışmalar sürerken bayrak rengi olarak gök mavi rengi düşündüğüne yer veriliyor.

Arkadaşlarınla çabucak içerik paylaşabilmek için yukarıdaki gri düğmeyi Yer İşaretleri Çubuğu'na sürükle.

Diğer detaylar