
Necip Fazıl Kısakürek
Nebî, Sıddîk ve Selmân, Kâsım, Ca’fer, Bistâmî,
irfân kaynağı oldu, Ebül-Hasen Harkânî.
Ebû Alî Fârmedî geldi sonra bu meydâna,
çok Velî yetişdirdi, hem Yûsüf-i Hemedânî.
Abdülhâlık Goncdüvânî, ma’rifetler semâsında,
dünyâyı aydınlatdı, hem Ârif-i Rîvegerî.
Mâverâ-ün-nehr ili, Tûr-i Sînâ gibi oldu,
nûrlandıranlardan biri, Mah...mûd-i İncirfagnevî.
Alî Râmîtenîdir Azîzân ve pîr-i Nessâc,
çok kerâmet gösterdi, Muhammed Bâbâ Semmâsî.
Seyyid Emîr Gilâl de, ilm deryâsında sadef,
andan meydâna geldi, Behâüddîn-i Buhârî.
Alâ’üddîn-i Attâr, zemânının kutbu idi,
Ya’kûb-ı Çerhîde oldu zâhir, envâr-ı rahmânî.
Ubeydüllah-i Ahrâr ve kâdî Muhammed Zâhid,
Dervîş Muhammed geldi ve Hâcegî Muhammed Emkenegî.
Bâkî billahdan gelen, nûrlara kendi de katıp,
binlerce kalb temizledi, imâm-ı Ahmed Rabbânî.
Urvet-ül-vüskâ Ma’sûm ve Seyfeddînle seyyid Nûr,
ve Mazherle Abdüllah, sonra Hâlid-i Bağdâdî.
Feyz verdiler bunlar da, sonra bu nûru Abdüllah,
Anadoluya yaydı, hem de Tâhâ-yı Hakkârî.
Hem seyyid-i Sâlih de, kardeşin yerini tutup,
fenâ-fillâha kavuşdu Sıbgatullâh-i Hîzânî.
Bu üç Velînin sohbetlerinde yükselip,
mürşid-i kâmil oldu, seyyid Fehîm-i Arvâsî.
Bu otuzdört Velînin kalbleri, bir ayna gibi,
yaydılar hep cihâna, envâr-ı Resûlillâhi.
Bütün bu nûrlar en son, toplandı bir hazînede,
ismi bu hazînenin: Abdülhakîm-i Arvâsî.
Gelince kalblere müceddid-i elfin feyzi,
yetişdi her yerde birer hakîkî Velî.
Bu hâli görünce mason ile yehûdî,
müslimânlara saldırdı, canavar gibi.
Bu hücûmları, islâmı yok etmek içindi,
bunu haber veriyor, Mâide sûresi.
Hem bu sûre, islâma müşrikler saldıracak diyor,
masonların müşrik olduklarını haber veriyor.
Meşhûr yalanları ile aldatıp câhilleri,
Ehl-i sünnetden ayırdılar, binlerce müslimânı.
Hücûmlardan korunur, (Âyet-el kürsî) okuyan,
hıfz-ı ilâhîde olur, (istigfâr düâsı) okuyan. [1]
Resûlullah buyurdu ki, (Âhıretde azâb görmez,
dünyâ işlerinde, bana tâbi’ olan).
Se’âdete kavuşamaz, önderi şeytân olan!
dostlar, ahbâblar kaldı mı, ne oldu anan baban?
Bir hocamız, mason olmuş, dîne çatdı hiç durmadan,
ingiliz diploması var, lâkin, kafası bomboş nâdân.
Güler yüzle, tatlı dille, bol numara vermekle,
arkadaşlarımı aldatdı, yalan sözlerle hemân.
Îmânım var diyor, her bozuk inanan,
Ehl-i sünnetdedir, iyi bil, hakîkî îmân!
Çok şükr islâm âlimi gördüm, sözleri ilm ve irfân,
dedi ki, (aldatılamaz, fen dersleri okuyan!)
Dînimi ondan öğrendim, rûhu olsun şâdümân!
Avrupa, hem Amerika, kısacası bütün cihân.
Dinleri bozuk ise de, diyorlar vardır Nîrân!
kâfirler yanacak, kurtulur ancak iyi insan!
İyi insan olmak için, Muhammed aleyhisselâma inan,
Cehenneme girmeyecek, bu son Peygambere uyan.
Târîhi dikkat ile oku, ey körpecik Nev-civân!
mala, makâma aldananın sonu olmuş âh, figân.
Aman yâ Rabbî, el-aman! Garîb oldu âhır zemân!
İslâmiyyet unutuldu, moda oldu harâm, yalan!
Pârisde, Profesör olunca, Resûlullaha çatan,
Hamîdullah kurtulamaz, ebedî azâbdan.
(Fâideli Bilgiler) kitâbı, sözlerini yazıyor,
Çok alçak olduğunu anlar, bunları okuyan.
Seyyid Kutb denilen bir ahmak da, kendini müctehid zan ediyor,
Mahv olur, doğru sanarak, sözlerine aldanan.
Ömür geçer, herşey biter, kâfirlerin gideceği mekân.
karanlık bir çukurdur, arkadaş olur yılan, çiyan,
Hak teâlâ, bu vatanı pek kıymetlendirdi,
toprağının çok yerine mü’minler secde etdi.
Bu topraklardan gelen, ecdâdımızın seslerini duyan,
anlar ki, Cennete kavuşur, Muhammed aleyhisselâma uyan.
Yâ Rabbî! Bu vatanı koruyan kumandanlara yardım et,
bu millete hizmet etmeği, herbirine nasîb et.
________________________________________ ___
[1] İstigfâr düâsı, (Estagfirullah)dır. Ma’nâsı, (Beni afv et Allahım)dır. Urvet-ül vüskâ Ma’sûm-ı Müceddidî, her nemâzdan sonra, yetmiş kerre okurdu ve yüzkırkbin talebesine okumasını emr ederdi.
Devamı
irfân kaynağı oldu, Ebül-Hasen Harkânî.
Ebû Alî Fârmedî geldi sonra bu meydâna,
çok Velî yetişdirdi, hem Yûsüf-i Hemedânî.
Abdülhâlık Goncdüvânî, ma’rifetler semâsında,
dünyâyı aydınlatdı, hem Ârif-i Rîvegerî.
Mâverâ-ün-nehr ili, Tûr-i Sînâ gibi oldu,
nûrlandıranlardan biri, Mah...mûd-i İncirfagnevî.
Alî Râmîtenîdir Azîzân ve pîr-i Nessâc,
çok kerâmet gösterdi, Muhammed Bâbâ Semmâsî.
Seyyid Emîr Gilâl de, ilm deryâsında sadef,
andan meydâna geldi, Behâüddîn-i Buhârî.
Alâ’üddîn-i Attâr, zemânının kutbu idi,
Ya’kûb-ı Çerhîde oldu zâhir, envâr-ı rahmânî.
Ubeydüllah-i Ahrâr ve kâdî Muhammed Zâhid,
Dervîş Muhammed geldi ve Hâcegî Muhammed Emkenegî.
Bâkî billahdan gelen, nûrlara kendi de katıp,
binlerce kalb temizledi, imâm-ı Ahmed Rabbânî.
Urvet-ül-vüskâ Ma’sûm ve Seyfeddînle seyyid Nûr,
ve Mazherle Abdüllah, sonra Hâlid-i Bağdâdî.
Feyz verdiler bunlar da, sonra bu nûru Abdüllah,
Anadoluya yaydı, hem de Tâhâ-yı Hakkârî.
Hem seyyid-i Sâlih de, kardeşin yerini tutup,
fenâ-fillâha kavuşdu Sıbgatullâh-i Hîzânî.
Bu üç Velînin sohbetlerinde yükselip,
mürşid-i kâmil oldu, seyyid Fehîm-i Arvâsî.
Bu otuzdört Velînin kalbleri, bir ayna gibi,
yaydılar hep cihâna, envâr-ı Resûlillâhi.
Bütün bu nûrlar en son, toplandı bir hazînede,
ismi bu hazînenin: Abdülhakîm-i Arvâsî.
Gelince kalblere müceddid-i elfin feyzi,
yetişdi her yerde birer hakîkî Velî.
Bu hâli görünce mason ile yehûdî,
müslimânlara saldırdı, canavar gibi.
Bu hücûmları, islâmı yok etmek içindi,
bunu haber veriyor, Mâide sûresi.
Hem bu sûre, islâma müşrikler saldıracak diyor,
masonların müşrik olduklarını haber veriyor.
Meşhûr yalanları ile aldatıp câhilleri,
Ehl-i sünnetden ayırdılar, binlerce müslimânı.
Hücûmlardan korunur, (Âyet-el kürsî) okuyan,
hıfz-ı ilâhîde olur, (istigfâr düâsı) okuyan. [1]
Resûlullah buyurdu ki, (Âhıretde azâb görmez,
dünyâ işlerinde, bana tâbi’ olan).
Se’âdete kavuşamaz, önderi şeytân olan!
dostlar, ahbâblar kaldı mı, ne oldu anan baban?
Bir hocamız, mason olmuş, dîne çatdı hiç durmadan,
ingiliz diploması var, lâkin, kafası bomboş nâdân.
Güler yüzle, tatlı dille, bol numara vermekle,
arkadaşlarımı aldatdı, yalan sözlerle hemân.
Îmânım var diyor, her bozuk inanan,
Ehl-i sünnetdedir, iyi bil, hakîkî îmân!
Çok şükr islâm âlimi gördüm, sözleri ilm ve irfân,
dedi ki, (aldatılamaz, fen dersleri okuyan!)
Dînimi ondan öğrendim, rûhu olsun şâdümân!
Avrupa, hem Amerika, kısacası bütün cihân.
Dinleri bozuk ise de, diyorlar vardır Nîrân!
kâfirler yanacak, kurtulur ancak iyi insan!
İyi insan olmak için, Muhammed aleyhisselâma inan,
Cehenneme girmeyecek, bu son Peygambere uyan.
Târîhi dikkat ile oku, ey körpecik Nev-civân!
mala, makâma aldananın sonu olmuş âh, figân.
Aman yâ Rabbî, el-aman! Garîb oldu âhır zemân!
İslâmiyyet unutuldu, moda oldu harâm, yalan!
Pârisde, Profesör olunca, Resûlullaha çatan,
Hamîdullah kurtulamaz, ebedî azâbdan.
(Fâideli Bilgiler) kitâbı, sözlerini yazıyor,
Çok alçak olduğunu anlar, bunları okuyan.
Seyyid Kutb denilen bir ahmak da, kendini müctehid zan ediyor,
Mahv olur, doğru sanarak, sözlerine aldanan.
Ömür geçer, herşey biter, kâfirlerin gideceği mekân.
karanlık bir çukurdur, arkadaş olur yılan, çiyan,
Hak teâlâ, bu vatanı pek kıymetlendirdi,
toprağının çok yerine mü’minler secde etdi.
Bu topraklardan gelen, ecdâdımızın seslerini duyan,
anlar ki, Cennete kavuşur, Muhammed aleyhisselâma uyan.
Yâ Rabbî! Bu vatanı koruyan kumandanlara yardım et,
bu millete hizmet etmeği, herbirine nasîb et.
________________________________________
[1] İstigfâr düâsı, (Estagfirullah)dır. Ma’nâsı, (Beni afv et Allahım)dır. Urvet-ül vüskâ Ma’sûm-ı Müceddidî, her nemâzdan sonra, yetmiş kerre okurdu ve yüzkırkbin talebesine okumasını emr ederdi.
Devamı

Necip Fazıl Kısakürek Felsefe, aklın kendi hükümdarlığını göstermek için kurduğu müessise... Ve doğruyu bulmanın değil de, yanlışı düzeltmenin müessisesi. Felsefede her mektep, öbürünün yanlışını gösterirken doğruyu söyler. Yunanca, "hikmet dostlu

Necip Fazıl Kısakürek
Sözleri ve bestesi III. Murat'a ait olan bir ilahidir. III. Murat bu ilahiyi kaçırdığı bir sabah namazı sonrası yazmış.
Hazırlayan: Mustafa Bayram Akman

Necip Fazıl Kısakürek Türkiye’nin kabuk bağlamamış yarası: Musul (Yazının devamı için linke Tıklayın)
Kaynak: www.turkiyegazetesi.com
Ankara Hükümeti’ni İsmet İnönü’nün temsil ettiği Lozan Antlaşması, halen yürürlükte olan tek anlaşma... 24 Temmuzda Lozan Barış Antlaşması’nın imzalanışının 86. yıl dönümü kutlanacak. Birinci Dünya Savaşı’ndan ...

Necip Fazıl Kısakürek OYLARINIZLA EN BEĞENİLEN İLK 5 GAZETE; MİLLİ GAZETE, ORTADOĞU, TÜRKİYE, VAKİT, ZAMAN. ANKETİMİZ DEVAM EDİYOR, AŞAĞIDAKİ LİNKTE YER ALAN BEĞENDİĞİNİZ GAZETEYE TIKLAYARAK SİZDE OY KULLANABİLİRSİNİZ
Necip Fazıl Kısakürek has a question for you: Beğenerek okuduğunuz günlük gazete hangisidir? (Revize)

Necip Fazıl Kısakürek Siz hiç bir sarrafın bağırdığını duydunuz mu? Kıymetli malı olanlar bağırmaz. Domatesçi, biberci bağırır da kuyumcu bağırmaz. Eskici bağırır ama antikacı bağırmaz. İnsan bağırırken düşünemez. Düşünemeyenler ise hep kavga

Kaynak: www.aktifhaber.com
Katsayı engeline rağmen Rize İHL öğrencisi Zahide Keskin ÖSS'de Türkiye 2.'si, Konya İHL öğrencisi Şerife Ümmühani Horasan ise Türkiye 9.'su oldu.

Necip Fazıl Kısakürek
Alperenler, günlerdir Doğu Türkistan'da meydana gelen üzücü olaylar ve dünyanın çeşitli yerlerinde zulüm gören mazlumların feryadlarını görmezden gelerek, kutsal mekanlarımızdan biri olan Topkapı Sarayı'nda "şarabını minderini al da gel!" şeklinde açılan afişler eşliğinde, milletimizle alay geçer gibi DUA AVLUSUNDA pro...gram düzenleyen yöneticilere karşı, kendisine yakışan milli ve manevi tavrını gösterdi.Devamı
Alperen Ocakları İstanbul İl Başkanlığı - ALPERENLER KUTSAL EMANETLERE ŞARAPLI SAYGISIZLIĞA SERT TEP
Kaynak: istanbulalperen.org
Alperen Ocakları - İSTANBUL -

Necip Fazıl Kısakürek Birilerinin ısrarla sakladığı gerçek; Abdülhamit 1908 yılında iktidarı teslim ederken bütçenin durumu... Mutlaka okuyun!
Kaynak: www.zaman.com.tr
Siz değerli okurlarımdan ilginç sorular geliyor. Mesela Haluk Durdak şunu merak etmiş:

Necip Fazıl Kısakürek
Büyük Doğu Dergileri | E-Dergi
Üstadın aksiyon sahasına atıldıktan sonra dönem dönem günlük gazete veya haftalık dergi olarak çıkardığı, kafalara bomba gibi düşen yazıları ile devrimbaz kodamanların deliğine çomak sokma vazifesi gören ve hakkında açılan davaların ve yattığı mahpusların ulvî ve mefkurevî müsebbibi, eserl...erinin tefrikalar halinde ilk neşir vasıtası olan Büyük Doğu'ları, Üstadın yaşadığı devir için efsane denilecek çaptadır. Devrin ilmî, fikrî ve dinî yönden kuraklığı düşünüldüğünde Üstadın çıkardığı ve muhtevasını muhtelif mahlaslarla gene kendisinin teşekkül ettiriği Büyük Doğu Degileri, kadrosundaki diğer yazarıyla da bir devre damgasını vurmuştur. Üstadın 1954 yılında haftalık olarak çıkardığı 5 dergiyi (2, 3, 7, 8, 9. sayılar) aşağıdaki linke tıklayarak pdf formatında indirebilir ve okuyabilirsiniz.
http://www.n-f-k.com/index.php?ind=downl oads&op=section_view&idev=10&order=0&st= 20Devamı
Üstadın aksiyon sahasına atıldıktan sonra dönem dönem günlük gazete veya haftalık dergi olarak çıkardığı, kafalara bomba gibi düşen yazıları ile devrimbaz kodamanların deliğine çomak sokma vazifesi gören ve hakkında açılan davaların ve yattığı mahpusların ulvî ve mefkurevî müsebbibi, eserl...erinin tefrikalar halinde ilk neşir vasıtası olan Büyük Doğu'ları, Üstadın yaşadığı devir için efsane denilecek çaptadır. Devrin ilmî, fikrî ve dinî yönden kuraklığı düşünüldüğünde Üstadın çıkardığı ve muhtevasını muhtelif mahlaslarla gene kendisinin teşekkül ettiriği Büyük Doğu Degileri, kadrosundaki diğer yazarıyla da bir devre damgasını vurmuştur. Üstadın 1954 yılında haftalık olarak çıkardığı 5 dergiyi (2, 3, 7, 8, 9. sayılar) aşağıdaki linke tıklayarak pdf formatında indirebilir ve okuyabilirsiniz.
http://www.n-f-k.com/index.php?ind=downl




























